25 Ocak 2007 Perşembe

Kelimeler yetmediğinde....


İçim acıyor cümlesi, genelde yaşanan kalp kırıklığının ardından, hayal kırıklığının ne kadar büyük olduğunu anlatabileceğini düşünerek sarf ettiğimiz cümledir. Aslında acıyan içimiz değil, kalbimizdir. Sadece aşk olması da gerekmez. Acının şiddeti, acıtana olan sevgimizle doğru orantılı olarak çoğalır. Kalbimizi kıran kardeşin söyleyeceği bir söz, sevgilinin terk edişi, annenin hastalığı, sevilen dostların dünya değiştirmesi gibi, gerçekten atlatılması çok ama çok zor olaylar için kullanılabilir. Zamanla acı geçer ama izleri hep bir yerlerde saklı kalır. Asla yeri dolmaz, acı yok olmaz. Tarif hiç edemezsiniz, içiniz acıyordur sadece. İçim acıyor der geçersiniz, geçmesini beklersiniz...

Yasanan yasanmistir ve kalbinizin oldugu yerde bir sicaklikla birlikte aci hissedersiniz. Öyle bir acidir ki nefes aldikca iciniz aciniz ile siser, hic bir sey fayda etmez. Disari cikip kosmak istersiniz, aglamak istersiniz, gozlerinizle, beyninizle, tum organlarinizla aciya teslim olursunuz. Ne kadar mantikli ve guclu oldugunuzu dusunseniz de dusunerek bastiramazsiniz bu aciyi, en azindan ben basaramadim. Size bu aciyi veren olayla ilgili hafizanizdaki en ufak ayrintiya kadar, hayal gucunuzun varabilecegi tum ihtimalleri dusunene kadar bu aci surer, sonra kendisi ve kendisini yaratan izleri de goturur. Ne zaman kalbiniz carpsa o aciyi ve olaylari hatirlarsiniz ve insan olmanin ne demek oldugunu bir daha anlarsiniz.

6 Ocak 2007 Cumartesi

"le fate ignoranti" **** "Volver"


Dün akşam arkadaşlarıma yemeğe gittim. Ardından da iki film izledik. İlki "Cahil Periler", ikincisi ise "Dönüş". İki film de tek kelimeyle mükemmeldi. Herkese tavsiye ederim. Cahil Periler'in son sahnesine bayıldım, çok etkileyiciydi. Aslında hepimiz birer cahil periyiz... "Massimo'ya; tüm "arzuluyorum"ların için, tüm "yapamam"ların için, tüm "dönücem"lerin için. hep bekliycem. bu sabrıma aşk denebilir mi? -cahil perin".
Ancak ben Dönüş'ten daha çok etkilendim galiba. Zaten Almodovar'ın filmi olup da etkilenmemek mümkün mü? Her kız çocuğu cidden de annesinin mi kaderini yaşıyor sorusunu anımsatıyor bu film insana. Filme adını veren Volver'ın 1935 tarihli bir Carlos Gardel tangosu olduğunu öğrendim. Penelope Cruz'dan ise filmde bir kadın olmama rağmen gözümü ayıramadım, müthişti. Bkz: http://www.sonyclassics.com/volver/ Her iki filmin de müziklerini anlatamam mutlaka dinlemelisiniz.

İnsanın dostlarıyla bir araya gelip film izlemesi, bir şeyler konuşup paylaşabilmesi ne güzel bi duygu ya:-)))

1 Ocak 2007 Pazartesi

2007'nin ilk günü...

Yeni yılın ilk günü bu yıldan beklediklerimi yazarak bloğa giriş yapmak istedim....
2007'nin
  • Sevdiklerimin yanımda olduğu,
  • Hayallerimizden hiç bir zaman vazgeçmediğimiz,
  • Sağlık problemleri yaşamadığımız,
  • Çok şey ürettiğim,
  • Kadın programlarının yayından kaldırıldığı,
  • Kardeşimin KPSS'yi kazandığı,
  • Doktoraya başladığım,
  • Tayyip Erdoğan'ın cumhurbaşkanı olmadığı,
  • Çocuk pornosu ve istismarı gibi sorunların çözüldüğü,
  • Deprem, sel gibi felaketlerin olmadığı,
  • Her anımı dopdolu geçirdiğim,
  • Farkedemediğim şeyleri keşfedebildiğim

bir yıl olması dileğiyle.....

(Üstteki fotoğraf Nevzat Yalçın)