24 Şubat 2007 Cumartesi

L'Auberge Espagnole












Paris'te ekonomi okuyan Xavier, babasının bir tanıdığından mezun olduktan sonra kendisine iş vereceği konusunda söz almıştır. Maliye Bakanlığı’ndaki bu işin ön koşulu İspanyolca öğrenmesidir. Erasmus programının yardımıyla annesi ve sevgilisiyle vedalaşarak İspanya'ya uçan genç adam, önceleri kalacak yer bulmakta güçlük çeker, ama sonunda her biri Avrupa'nın bir başka köşesinden gelen yedi öğrencinin paylaştığı bir daireye yerleşir. Yeni arkadaşlar, yeni deneyimler, farklı uluslara mensup bu genç insanların karmaşık ama yine de uyumlu birlikteliği, bambaşka gelenek, görenekler ve yönelimler Xavier'ye erkekliğe geçişte çok şey öğretecektir. Aşk da dahil olmak üzere, şimdiye kadar yaşamında değişmez gördüğü tüm değerler sarsıntıya uğrar. O, artık kendisini bile tanıyamamaktadır.

Filmin fragmanı: http://www.youtube.com/watch?v=CCs6AzLeNQI

Suna'nın tavsiyesi ile izlediğim bu filmi çok beğendim. Film insanda farklı kültürden, farklı dilleri konuşan insanlarla bir arada yaşama, Barcelona'yı görme, yurt dışına çıkma, yeni yerler ve yeni insanlar keşfetme gibi bir çok istek uyandırıyor. Fimin aynı oyuncularla "Rus Bebekler (Les Poupees Russes)" isimli filmle devam ettiğini öğrendim. En kısa zamanda onu da izleyeceğim...

18 Şubat 2007 Pazar

Tuhaf Bir Fetva

AKP İstanbul Milletvekili Nevzat Yalçıntaş, gazeteci Hrant Dink'in cenaze töreninde atılan, 'Hepimiz Hrant'ız, Hepimiz Ermeniyiz' sloganıyla ilgili olarak, "Bir Türk ve Müslüman olan insan o sloganı atmaz. Attığı zaman Türklükten de çıkar, Müslümanlıktan da çıkar" dedi.
Yalçıntaş, "Dink'in cenazesinde atılan, 'Hepimiz Hrant'ız, Hepimiz Ermeniyiz' sloganı doğru mu?" sorusuna şu yanıtı verdi: "Bence hiç kimse bu ülkede öldürülme korkusuyla yaşamamalı. Fikirlerinden dolayı korkmamalı. Eğer bir suç varsa adliye var, mahkeme var. Bir Türk ve Müslüman olan insan o sloganı atmaz. Sloganı attığı zaman Türklükten de çıkar, Müslümanlıktan da çıkar. Günahtır, zillettir, utançtır. Cenazede 50 bin kişi vardı. Demek ki 10 bin kişi bunu söyleyebiliyor. Bu konularda hassas olmak lazım." http://www.milliyet.com.tr/2007/02/17/siyaset/siy01.html

Bu sözleri söyleyen insan, mecliste bizleri temsil eden bir milletvekili ne yazık ki, daha da acısı bir dönem TRT genel müdürlüğü de yapmış bir prof. muş kendileri. Demek ki eğitimle cehaleti, bağnazlığı yok etmek mümkün omuyor. Çok merak ediyorum bu adama insanları dinden çıkarma yetkisini kim vermiş? Yakında da peygamber falan olduğunu iddia ederse hiç şaşırmam herhalde. Böyle tuhaf bir fetva! vermesinin tek nedenini de umarım 74 yaşında olup ne söylediğini bilmiyor oluşudur....

4 Şubat 2007 Pazar

daddy long legs



Çocukluğumun unutamadığım çizgi filmlerinden biridir "Judy ve Uzunbacak". TRT de oynuyordu galiba. Judy, kimsesiz yetim bir kızdı. Birgün esrarengiz bir adam bunu Lincoln Lisesine yatılı olarak göndermişti. Burada hiç görmediği adama "Sevgili Uzunbacaklı Babam" diye mektuplar yazardı. Okulda oda arkadaşları Sallie ve Julia ile maceralar yaşardı. Yetim olduğunu gizlediği için hep acı çekerdi. Bir gün Julia'nın zengin ve de yakışıklı amcası Jervis'e aşık oldu. Fakat Sallie'nin abisi Jimmy de Judy'e aşıktı ama Jimmy'i seven kız Julia idi. ...Her bölümünü iple çeker acaba Uzunbacak kim diye merek ederdim? Nerden aklıma geldiyse işte. Birden o eski günlerdeki çizgi filmlerimi izlemek için büyük bir istek duydum:-)

2 Şubat 2007 Cuma



Vatan toprağı kutsaldır, kaderine terkedilemez! Peki ne yapılır?

1.Vatan için suçsuz insanlar arkalarından acımasızca vurulup katil olunur.

2.Polat Alemdar kılıklı bu katillere karakollarda kahraman muamelesi yapılır, hatıra fotoları çektirilir.

3. Vatan toprağını kaderine terketmemekte parmağı olanlara 10 ay ceza verilip ödüllendirilir, teşvik edilir.

4.Katiller çıktıktan sonra kahraman gibi karşılanır....

veeee böylece vatan toprağı kaderine terkedilmezzzzz....