14 Mayıs 2008 Çarşamba
Hareket vakti gelince
Seviyorum bu kadını ve şarkılarını. Sen yine olduğun gibi kal, benim için sakın değişme...çağıran bir şeyler var hep beni uzak şehirlerde bana ait birşeyler var o sert gülüşlerde....
6 Mayıs 2008 Salı
U-mut-luluk
Tam bazı şeylere alışıp hayatımı yoluna koymaya başlamıştım. Bu sırada küçücük bir gelişme oluverdi. Tamam dedim ben de işte her şey daha da bir düzelecek, inanırsan oluyormuş her şey. Maalesef saatlerle sınırlı kaldı mutluluğum. Hoş sürekli kendi kendimi telkin ediyordum bu süre içinde, çok mutlu olma hemen diye. Ama elinde olmuyor işte hemen hayallere dalıyorsun birden. Neyse birkaç saat mutluluğun sonunda bir kaç gün de üzüldüm. Ama bırakmıyorum umut etmeyi. Madem insanlar hayalleri olduğu müddetçe yaşıyormuş devam ediyorum o zaman ben de inatla hayallerime ve umutlarıma. Biliyorum ektiğim tohumların bir gün yeşereceğini. Arada sararsa da yaprakları biliyorum sonunda yemyeşil olacağını çiçeğimin. Sürekli elinde olmayanlar yüzünden acı çekip burnunun dibindeki mutlulukları göremeyen insanlardan olmak istemiyorum çünkü. Arada tökezleyebilirim tamam, ama daha güçlendiriyor ektiğim tohumları bu dikenler.
Zaten istesem de oturup uzun bir süre ah vah edemem. Yanımda öyle arkadaşlarım var ki çünkü, hayaller daha bir gerçekçi oluyor onlar sayesinde. Öylesine coşkuyla, heyecanla anlatır ve dinletirler ki hayallerini size, belki hiç bir zaman olmayacağını bildiğiniz bir şey bile çok yakınınızda görünüverir onların yanında. İşlerin yoğunluğundan sıkılıp gittiğiniz öğle yemeğinde biri sorar heyecanla "nedir hayallerinizi süsleyen iş" diye; diğeri meze dükkanı açar bunun üzerine her şeyi bırakıp, bir diğeri el sanatlarıyla ilgili bir şeyler yapmak isterdim der...Mutluluk böyle bir şey bence. Hayal kurarken heyecanlanabilmeyi başarabilmek, en azından deneyebilmek...
(Bu arada, ders çalışayım diye oturmuşken şu an içimden geçenleri yazdım öylesine. "Mutluluğun Formülü" tadındaki kitaplardaki bölümlere benzemesin de. Çok saçma buluyorum çünkü öyle kitaplarda verilen saçma sapan öğütleri. Yok çevrenizdeki hiç dikkat etmediğiniz ağaçlara böcüklere farklı bir gözle bakın, mutluluğu yanlış yerlerde arıyorsunuz belki de; yok şunların listesini yapın, yok bir dostumun başından şöyle bir olay geçmiş bakın anlatayım...Ayyyy neyse ya nerden geldim şimdi bu konuya ben?)
Zaten istesem de oturup uzun bir süre ah vah edemem. Yanımda öyle arkadaşlarım var ki çünkü, hayaller daha bir gerçekçi oluyor onlar sayesinde. Öylesine coşkuyla, heyecanla anlatır ve dinletirler ki hayallerini size, belki hiç bir zaman olmayacağını bildiğiniz bir şey bile çok yakınınızda görünüverir onların yanında. İşlerin yoğunluğundan sıkılıp gittiğiniz öğle yemeğinde biri sorar heyecanla "nedir hayallerinizi süsleyen iş" diye; diğeri meze dükkanı açar bunun üzerine her şeyi bırakıp, bir diğeri el sanatlarıyla ilgili bir şeyler yapmak isterdim der...Mutluluk böyle bir şey bence. Hayal kurarken heyecanlanabilmeyi başarabilmek, en azından deneyebilmek...
(Bu arada, ders çalışayım diye oturmuşken şu an içimden geçenleri yazdım öylesine. "Mutluluğun Formülü" tadındaki kitaplardaki bölümlere benzemesin de. Çok saçma buluyorum çünkü öyle kitaplarda verilen saçma sapan öğütleri. Yok çevrenizdeki hiç dikkat etmediğiniz ağaçlara böcüklere farklı bir gözle bakın, mutluluğu yanlış yerlerde arıyorsunuz belki de; yok şunların listesini yapın, yok bir dostumun başından şöyle bir olay geçmiş bakın anlatayım...Ayyyy neyse ya nerden geldim şimdi bu konuya ben?)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
