6 Mayıs 2008 Salı

U-mut-luluk

Tam bazı şeylere alışıp hayatımı yoluna koymaya başlamıştım. Bu sırada küçücük bir gelişme oluverdi. Tamam dedim ben de işte her şey daha da bir düzelecek, inanırsan oluyormuş her şey. Maalesef saatlerle sınırlı kaldı mutluluğum. Hoş sürekli kendi kendimi telkin ediyordum bu süre içinde, çok mutlu olma hemen diye. Ama elinde olmuyor işte hemen hayallere dalıyorsun birden. Neyse birkaç saat mutluluğun sonunda bir kaç gün de üzüldüm. Ama bırakmıyorum umut etmeyi. Madem insanlar hayalleri olduğu müddetçe yaşıyormuş devam ediyorum o zaman ben de inatla hayallerime ve umutlarıma. Biliyorum ektiğim tohumların bir gün yeşereceğini. Arada sararsa da yaprakları biliyorum sonunda yemyeşil olacağını çiçeğimin. Sürekli elinde olmayanlar yüzünden acı çekip burnunun dibindeki mutlulukları göremeyen insanlardan olmak istemiyorum çünkü. Arada tökezleyebilirim tamam, ama daha güçlendiriyor ektiğim tohumları bu dikenler.
Zaten istesem de oturup uzun bir süre ah vah edemem. Yanımda öyle arkadaşlarım var ki çünkü, hayaller daha bir gerçekçi oluyor onlar sayesinde. Öylesine coşkuyla, heyecanla anlatır ve dinletirler ki hayallerini size, belki hiç bir zaman olmayacağını bildiğiniz bir şey bile çok yakınınızda görünüverir onların yanında. İşlerin yoğunluğundan sıkılıp gittiğiniz öğle yemeğinde biri sorar heyecanla "nedir hayallerinizi süsleyen iş" diye; diğeri meze dükkanı açar bunun üzerine her şeyi bırakıp, bir diğeri el sanatlarıyla ilgili bir şeyler yapmak isterdim der...Mutluluk böyle bir şey bence. Hayal kurarken heyecanlanabilmeyi başarabilmek, en azından deneyebilmek...
(Bu arada, ders çalışayım diye oturmuşken şu an içimden geçenleri yazdım öylesine. "Mutluluğun Formülü" tadındaki kitaplardaki bölümlere benzemesin de. Çok saçma buluyorum çünkü öyle kitaplarda verilen saçma sapan öğütleri. Yok çevrenizdeki hiç dikkat etmediğiniz ağaçlara böcüklere farklı bir gözle bakın, mutluluğu yanlış yerlerde arıyorsunuz belki de; yok şunların listesini yapın, yok bir dostumun başından şöyle bir olay geçmiş bakın anlatayım...Ayyyy neyse ya nerden geldim şimdi bu konuya ben?)

4 yorum:

Goddess Artemis dedi ki...

Merhabalar;

Şurayı yeni keşfettim ve katıldım hemen; siz de katılın arzu ederseniz: Türk Kadın Blog Yazarları

aimge dedi ki...

hayaller insanı yaşarken yanı başında yeşeren şeyler. yolda yürürken gördüğünüz ya da görmediğiniz açmış bir çiçek... hayaller insanın içindeki mutluluğun dışavurumu ...hayaller yapmayacak olduklarınızın bir listesi olsa da o anınızı dolduran şeyler ... o an sizi ısıtan şeyler hayalkırıklıkları ise bunun bedeli... ama hayalkırıklığı yaşamamak adına hayal kurmaktan vazgeçmek, nasılsa hiç açmayacak diyeceğiniz çiçeği hiç sulamadan ölüme bırakmak bence. bence bu, çiçeği sulayıp öldüğünü görmekten daha acı, çünkü böyle olursa çiçek değil sen ölmüş oluyorsun......
umut ince çizgilerde dolaşır çoğu zaman... bazen umut ettiğini sanır insan ama neyi umut ettiğini bilmez, umut ettiği şeye hazır olduğunu bilmez sonra kapar yollarını kendi bile bilmeden sonra olmadı diye üzülür ....
çiçeği aynı yerde defalarca suladığı halde açmaz insanın bazen solar, ama çiçeğin belki dha güneşli bir yerde olması gerektiğini, mekan değiştirmesi gerektiğini, belki toprağının az olduğunu belki yerini beğenmediğini anlamadan sular da sular... sonra çiçek solar....
sarı yapraklarla kalıverir insan.. sonra tekrar dener
bu sefer anlar başka şeyler yapması gerektiğini belki bu sefer umudu daha güçlü olur... belki de anlamaz, işte bu noktada, anlamakla anlamamak arasıa kalır umudun gerçeğe dönüşmesi

aydan dedi ki...

Canımcım ne de güzel cümlelere dökmüşsün düşündüklerimizi, söylediklerine katılmamak elde değil. Mesajların alınmıştır:)

kalender dedi ki...

harika bir blog harika bir anlatım.yüreğindeki netlik hiç bozulmasın.emeğine yüreğine sağlık.