26 Nisan 2009 Pazar

Mommo



Bu akşam bu filme gittim. Çok acıklı filmlere dayanamıyorsanız gitmeyin diycem ama bir yandan da izlenmesi gereken bir film olduğunu düşünüyorum. Mekan, kamera çekimleri, oyuncuları çok beğendim. Ancak yüreğim dayanmadı 90 dakikanın 30 dakikasında ağladım ağladım ağladım....

Fim sonrası da kahve içmeye gittik. Güzel bir akşam geçirdim bugün. Sanırım mutluyum...

23 Nisan 2009 Perşembe

Küçüğüm...



Şu andaki ruh halimi en iyi anlatan şarkı sanırım. Bu arada bloğumda sürekli bunalım takılıyorum son günlerde, farkındayım:)

13 Nisan 2009 Pazartesi


Ben taşları üst üste koyup yükseltmeye çalıştıkça küçük bir rüzgar gelip (büyük fırtınalar hepsini devirdi demiyorum, izin vermem çünkü buna kolay kolay) bir kaç tanesini deviriyor. Hoooop tekrar geriye sarmak zorunda kalıyorum. Üzülmedim dersem yalan söylemiş olurum. Nedenler, niçinler kafamda bir sürü soru işareti dolaşıyor. Hayat böyle bir şey mi zaten, yoksa benim mi başıma geliyor hep böyle şeyler? Dünya da bir sürü insan bir sürü acı çekerken nankörlük de yapmak istemiyorum asla. Azıcık bir süre sonra atlatırım tanıyorum kendimi. Ama üzülüyorum işte. Taşları üst üste koyarken hoyratça mı yerleştiriyorum acaba? Belki de bundan sonra rüzgarlara karşı daha temkinli olup sağlam yerleştirmem gerekicek...

Ama biliyorum temeli sağlam tüm taşların. Bir kaç tanesi yıkılabilir, yerine yenisini koyarım mutlaka, sadece biraz sabretmem lazım sanırım...

30 Mart 2009 Pazartesi





Model Uçak ve Havacılık Kulübüne yazıldım. Yakında kursuna başlayacağım. Bu gün çektiğim gökyüzü resmi...Üçü de aynı resim aslında, oynayınca üzerinde bunlar çıkıverdi...

İş yerinde bugün çektim bu fotoğrafı. Arkadaşımın odasından şehrin dağın eteğinde kalan bir kısmı...

Ayağına yorganına göre uzatmazsan

Evet. Aynen başlıkta yazdığım durumdayım. Hafta sonu harcamalarım yüzünden dün itibariyle maaşımı sıfırladım neredeyse ve daha 15 gün var:(( Hangisini anlatmakla başlayayım? Cumartesi günü diş doktoruna gittim. Her zamanki gibi o koltuğa oturunca doktorun gazına gelip şu da olsun bu da olsun şeklinde acil olmayan, erteleyebileceğim işlemlere de tamam dedim. Sonuç mu iki ay daha her maaşımdan bayılacağım doktora, offfff. Hadi bu sağlıkla ilgili bir durum acımıyorum amaaaa dün yaptıklarıma ne demeli. Alışveriş merkezinde daha doğrusu Koton'da kendimden geçip "Nasıl olsa battım" diyerek kredi kartıma yeni borçlar ekledim. Sonucun ne kadar vahim olduğunu eve gelince anladım, bütün gece yatakta döndü durdum. Artık olan oldu geleceğe bakmalıyım,nNasıl bakacaksam bu durumda. Kısacası önümüzdeki iki üç ay çok ama çok dikkatli olup attığım her adımın hesabını yapmam gerekecek.

23 Mart 2009 Pazartesi

Herkese günaydın. Bu sabah pazartesi olmasına ve gece çok az uyumama rağmen güzel bir güne güzel başlayarak uyandım. Kalbimde pır pır lar var elimde değil:).

Dün izlediğim "Revolutionary Road" dan bir söz çok hoşuma gitti: "Bir çok insan boşluğun farkındadır. Ama ümitsizliği görebilmek cesaret ister."

Hepimiz için güzel gelişmelerin olacağı iyi haftalar diliyorummmmm.

21 Mart 2009 Cumartesi


Connie Francis'in Siboneyé ini tekrar tekrar dinliyorum. Aniden aklıma geldi ve sadece ruh halime o uygunmuş gibi hissediyorum. Dinlemek isteyenler için aşağıya da ekledim tavsiye ederim. Bu şarkının 2046 'nın soundtrack'ı olduğunu bilmiyordum. En yakın zamanda izleyeceğim filmlerden biri olcak.

Ruh halime gelince bugün içimde garip bir huzur, dinginlik var. Tüm gün ödevlerle ilgili okumam gereken kitapları okudum. Eğitim planlaması, nüfus sorunları, Dünya nüfusu, Türkiyenin nüfus yapısı...Okuduğum bir kaç kitabın bölümlerinden seçmeler...Aslında başlangıçta sadece ödevim diye patlayarak başladığım kitapların içinde okudukça ne çok bilmediğim şey varmış diyerek kayboluyorum, zevk almaya başlıyorum sonra da. Örneğin dün gece Köy Enstitüleriyle ilgili bir şeyler okudum. Yıllardan beri okulda Köy Enstitülerinin kuruluşu ile ilgili törenlere katılırdım. Bu katılım zoraki olduğundandır belki de şimdiye kadar niye bunları bilmiyorum diye hayret ettim kendime. Ve kim ne derse desin Köy Enstitüleri Türkiye'nin dönemki koşullarında büyük bir atılımdı bence ve kapatılmamalıydı....

19 Mart 2009 Perşembe

Çeviri yapıyorum yaklaşık 2 saattir ama daha 1 sayfa olmuş yazdıklarım. Yaklaşık 2 ay içinde de 80 syf yı bitirmem gerek. Şu anda yapmamam gereken her şeyi yapmak istiyorum ama. Müzik dinlemek istiyorum en yüksek seste ama, o blog senin bu blog benim uzun zamandır ayrı kaldığım bloglar aleminde takılmak istiyorum. Kahve içmek istiyorum diyemicem çünkü içiyorum şu an. Kitap okumak istiyorum ama zorunluluktan şu güne kadar bitirilmesi gereken bir kitap değil kendi seçtiğim bi şey olsun. "Love Actually", "Holiday" tadında aşk filmleri izlemek istiyorum. Yazın gidebileceğim tatil mekanları keşfetmek istiyorum. Neyse ben artık çeviriye döneyim:)

mimmmmm

Godness beni mimlemiş. Çantamda neler mi var:
  • Tabiki cüzdanım ve bozuk para cüzdanım.
  • Sigara, genelde çakmağım olmaz. Arkadaşlarımdan otlanırım:)
  • Olmazsa olmazım dudak nemlendiricim. Sürekli dudaklarım kuruduğu için mutlaka yanımda taşıyorum. O günkü kıyafetlerime göre çantama attıım rujum, parlatıcım. Son zamanlarda işe giderken makyaj yapmıyorum. Ama aklıma eser de yaparım ya da başka bir yere gitmem gerekirse diye rimelimi ve gri, mavi göz kalemlerimi de taşıyorum.
  • Ağrı kesici.
  • Birinde iş yerimin, birinde ev anahtarlarımın, birinde de araba anahtarımın olduğu üç ayrı anahtarlık. Hepsini aynı anahtarlığa özellikle koymuyorum:)
  • Telefonlarım
  • Usp belleklerim evde de çalışmam gerektiği için sürekli okul ev arası çantamda mekik dokuyor zavallılarım.
  • Güneş kremim. Son günlerde yüzüme yaptırdığım bir işlemden dolayı 2 saate bir sürmek zorunayım. Ama herkes dalga geçmeye başladı benimle bu yüzden:(
  • Klasik bir memur zihniyetinde miyim neyim, sağlık karnem.
  • Güneş gözlüğüm. Son bir aydır lens kullanmama rağmen ne olur ne olmaz diye normal gözüğümü de taşıyorum. Bazen unutsam da lens kutularım da oluyor.
  • Heeer zaman çantamda sürünürler kendileri çok takmasam da saç tokalarım.
  • Bir adet küçük boy aynaya her an ihtiyacı olabilir de mi insanın:)

Aklıma gelenler bunlar. Bu arada asla küçük çanta kullanamıyorum. Son yıllarda bavul gibi büyük çantaların moda olması çooook işime geldi:)

18 Mart 2009 Çarşamba

Living Rooms and Feelings

Denize açılıyor yan kapı, hafif bir rüzgarla ürperdim pencereyi açınca. Yanımda sevdiğim insanlar, sohbet ediyoruz....
Burası benim için fazla düzenli mi ne...Hem can sıkıcı bir huzursuzluk, hem de garip bir huzur


Yalnız yaşayaileceğim birevin odası gibi geldi burası bana. Büyük ama tek kişilik bir ev. Huzurlu...
Hayalime çok yakın bir yaşam alanı bu oturma odası. Kendimi kanepede kitabımı okurken, bir yandan da hafif bir müzik dinlerken buluverdim.
İş yerindeyim. Bugün 9.30 da uyanıp geldim:) Üstümde uyku mahmurluğu, sakin bir gün...
Gökhan Kırdar dinliyorum. Süper bir şarkı: Yağmur

YAĞMUR
Adım adım geçer zaman, biter günüm
Ben neredeyim
Yavaş yavaş batar güneş, hava soğur
Sen neredesin
Yağmur, yağmur diner, yağmur, yağmur diner
Adım adım geçer zaman, biter günüm
Ben nerdeyim
Yavaş yavaş batar güneş, hava soğur
Sen neredesin
Yağmur, yağmur diner, yağmur, yağmur diner

17 Mart 2009 Salı

Başlangıçlar önemlidir muhakkak, ama sonlar çok daha belirleyicidir. Ölümden ne anladığımız, sadece hayatımızı şu an nasıl yaşadığımızı değil, hayattan ne anladığımızı da birebir etkiler. Bir sürecin sonundan ne beklediğimiz, sonrasını nasıl tarif ettiğimiz, o an yapmakta olduklarımıza yakından şekil verir ..."

Ateş, Su ve Yazı" , E Dergisi, Sayı 29, Ağustos 2001
Elif Şafak
Aşağıda aylar önce yazdığım satırlarla ilgili bir şeyler söylemeden geçemeyeceğim. Sırf o yazıyı görüp yeniden o günleri hatırlamamak adına girmedim bloğuma. Zorlamadım da kendimi, doğru gün bugünmüş işte. Ancak hiç bir şey yazdığım gibi olmadı. "Biliyorum bir gün gülerek hatırlayacağım bu satırları" demişim ya. Bu kez gülerek hatırlayacağım şeyler yaşamadım, gülerek ya da ağlayarak asla hatırlamak istemiyorum o yazıyı yazdığım dönemdeki bi kaç haftamı. Çok mu abartıyorum acaba? Hayır....
Yeniden yazıyorum işte. Artık birileri okusun ya da ben başka blogları okuyayım, yorumlar yazayım diye bir isteğim de yok. Sadece kendim için yazıcam bundan sonra buraya. Bazen iç sesim olacak burası, bazen günlüğüm, bazen de...