
29 Aralık 2007 Cumartesi
Bloğum bir yaşına girdi...

26 Aralık 2007 Çarşamba

Bugün sen çok öleceksin
Çiçeğe su verme unut
13 Aralık 2007 Perşembe
BİR GARİP ARAYIŞ
7 Kasım 2007 Çarşamba
3 Kasım 2007 Cumartesi
Bu arada son günlerde kendim için zevk alarak yaptığım hiç bir şey yapmadığımı farkettim. Ders çalışmanın dışında tek istediğim eve gidip tv nin karşısında uyumak olan uyuz bi tipe dönmeden bu duruma el koymak gerektiğini anladım. Abartmıyorum son bir kaç aydır evde film izlemek için dvd yi kurmaya bile üşendiğim için film izlemiyordum. Ya da en nefret ettiğim şeylerden biri olmasına rağmen bir kitaba başlayıp yarıda bırakıyordum. Ama biraz kendinizi zorlayıp biraz da olumlu düşünüp enerjinizi geri getirerek her şeyi eskiye çevirebiliyorsunuz. Herkesin vardır herhalde böyle uyuşuk dönemleri:)Önemli olan anlayıp çaba göstererek kurtulmak istemek bu durumdan. İşten dönünce akşamları sadece dizi izleyen (bu arada ben de bazı dizileri izliyorum yanlış anlaşılmasın karşı değilim), yıllardır tek bir kitap okumamış vs. kendisi için hiç bir şey yapmayan ya da ne yapmak istediğini bile bilmeyen,hayatın akışına kendini kaptırmış o kadar çok insan var ki. İşin tuhaf yanı bu insanlar çok mutlu olduklarını düşünüyorlar. Çünkü her şey olması gerektiği gibi hayatlarında...
28 Ekim 2007 Pazar
Neden olmasın?
Ben de bazen Jim Carry'nin Truman Show'undaki gibi hissediyorum kendimi. Sanki her şey önceden belirli, ayarlanmış. Ben yaşadığımı bir şeyler yaptığımı sanarak kendimi kandırıyorum ve benden başka herkes olan bitenin farkında. Evet evet aynen öyle hissediyorum kendimi. Aslında ben de yukarıdaki balıklar gibi aptal bir ekran koruyucunun içinde yaşayıp kendimi kandırıyor olabilir miyim?14 Ekim 2007 Pazar
Yağmurla geri geldim:)

Şu anda burda olmamı sağlayan neden ise yağmurun yağması. Dışarda çok güzel bir yağmur yağıyor. Böyle günlerde en sevdiğim şey kahve içip yağmuru seyretmek ya da kitap okumak. Özlemişim üşümeyi, sonbaharı, yağmuru. Artık yazlıklarımı tamamen kaldırmak; hırkalarımı, çizmelerimi giymek istiyorum....Bu arada bayram benim için tam anlamıyla iyi bir dinlenme oldu. İlk iki gün ziyaretler, misafirler, arkadaşlarla buluşmayla falan geçti ama bugün tüm günü kendime ayırdım ve tembellik yaptım.
1 Ekim 2007 Pazartesi
27 Eylül 2007 Perşembe
ağaç
Balkondaydım. Her akşam hiç sektirmeden yaptığım gibi yarım saate yakın oturup akşam sigaramı içtim. Geceleri artık serin oluyor. Yıllardır aynı balkonda, aynı gökyüzünü, aynı yıldızları ve aynı ağacı seyrederek içtiğim akşam sigaram. Yaklaşık 17 yıl önce buraya taşınmamıza bir kaç gün kala son tadilat işleri için gelmiştik. Fırtına ve yağmur...Gene aynı balkonda ve aynı yerimde o ağaca uzun uzun bakmıştım. 17 yılda çok şey değişti. Ama ağaç hala orada ve dimdik duruyor. Daha ne kadar aynı yerde oturup aynı ağacı izliycem, kimbilir....23 Eylül 2007 Pazar
187.
"Onun isteği üzerine ve onun önünde yazdığım bu eklemenin de, yaptığı hataları görmesine ve düzeltmesine yardımcı olacağını umuyorum."
Ben de Ezgi ve Gaye'yi mimliyorummmm.
Bir cumartesi özeti; Muse, Temmuzda, Yolların Başlangıcı ve ingilizce
Bir kaç saat ders çalıştım. Bir makaleyi türkçeden ingilizceye çevirmeye çalıştm daha doğrusu çeviremediğim için sinirlerim bozuldu. Yarın devam ederim deyip yarıda bıraktım.
Bol bol Muse dinledim. Özellikle de Hysteria 'yı. Neden bilmiyorum bu şarkıda beni benden alıp farklı yerlere götüren bir şeyler var. "Give me your heart and your soul..."
Fatih Akın'ın Temmuzda' sını izledim. Çok beğendim filmi. Şimdiye kadar keşke izleseymişim. Özellikle şu dizeleri yazmak istiyorum filmde geçen: "Aşkım, kilometrelerce yol kat ettim, nehirleri geçip, dağları aştım. Hüsrana uğradım ve ızdırap çektim. Nefsime karşı koydum, ve güneşi takip ettim. Böylece senin önünde duruyorum ve sana seni seviyorum diyorum..." Çok eğlenceli bir filmdi. İzledikten sonra sizi gülümseten mutlu olmanızı sağlayanlardan...
Amin Maalouf'un "Yolların Başlangıcı" kitabına başladım. Yazarın tüm diğer kitapları gibi bu kitap da oldukça akıcı ve sürükleyici. Bir an önce bitirmek istiyorum:)
İşte cumartesi özetim. Bu arada 10 dakika önce cumartesi bitmiş...
18 Eylül 2007 Salı
Mutluluğun resmiiiiiiiii
15 Eylül 2007 Cumartesi
Ah bu şarkıların gözü kör olsun:)

10 Eylül 2007 Pazartesi
6 Eylül 2007 Perşembe
29 Ağustos 2007 Çarşamba
Birdenbire
Yenilenir hayat
Beklemeden birdenbire
Yağmur yağar
Güneş açar
Açar birdenbire
Aşk gelir alıp gider
Alıp gider seni
Güneş açar
Açar birdenbire...
27 Ağustos 2007 Pazartesi
Pembe gönlüm sende
26 Ağustos 2007 Pazar
Denge
25 Ağustos 2007 Cumartesi
Va, Vie et Deviens

Nihayet arkadaşlarımdan birinin mutlaka izlemelisin diyerek verdiği bir filmi günler sonra izleyebildim. Yaklaşık 1 aydır falan üstümde film izleme konusunda acayip bir isteksizlik vardı. Belki de sıcaklardan. Neyse bugün bu duyguyu yenip "Bir Şans Daha" yı izledim. Biraz fazla uzun olmasının dışında film mükemmeldi, herkese tavsiye ederim. Konusuna gelince:
Solomon ya da Şlomo Etiyopyalı gerçek kimliğini İsrailde yıllarca saklamanın ezikliğni yaşayan bir siyah. Beni en çok etkileyen sahnelerden biri de kamptan İsrail e götürülürken bir çocuğun annesine "Kudüs'e varınca hepimiz beyaz mı olacağız anne?" diye sorduğu sahneydi. Aynı şekilde Etiyopya'da susuzluk ve kuraklığı öylesine acı bir şekilde yaşamış olmalı ki Solomon'un İsrail de duş aldırılırken suyun delikten akıp gitmesi sırasında ben yapmadım diyerek ağlaması da farklı bir trajediydi.
21 Ağustos 2007 Salı
Mimlenmişim tekrar- Benim Kokularım
Bir diğer favorim bebeklerin sütle karışmış mis kokuları. Hiç bir şeye değişilmez herhalde bebek kokusu.
Parfüm olaraksa çiçek kokularının ağır bastığı hafif kokuları tercih ediyorum. Zambak, menekşe kokularına bayılırım. Evdeki çekmecelerdeki lavanta kokusu, kırlardaki papatya kokusu.
Yiyececek içecek bölümünü de atlamayalım bence. Nefis bir türk kahvesi kokusunu duyunca kahve krizim tutar mutlaka. Bir de çerezcilerin önünden geçerken kavrulmuş leblebi kokusunun ayrı bir yeri vardır benim için. Muhallebi yaparken duyulan o müthiş vanilya kokusuna ne demeli. Karnım acıktı birden ya...
PAU THM KOROSU
15 Ağustos 2007 Çarşamba
Öylesine yazdım bir şeyler


14 Ağustos 2007 Salı
En güzel yalanlarım
1. Her alışveriş yaptığımda şu cümleyi kurarım: "Uzuuuun bir süre hiç bir şey almıcam artık. Para biriktirmem gerek. Zaten bi sürü giysim var. İhtiyacım yok bi şeye..." Amaaaa her defasında da dayanamayıp çok ucuzmuş ya da çok güzelmiş deyip bu son diye alırım bi şeyler.
2. Utanarak itiraf ediyorum. Arkadaşlarla belli bir yerde buluşucazdır ve ben bi kaç dakika erken gelip patlamışımdır. Gelen arkadaş ya da arkadaşlar telaşlı bir şekilde sorarlar:" Çok beklettik mi ya ksr bakma...". Ben: "Ya nerdesiniz 10 15 dakikadır bekliyorum burda." :)
3. Karşımdaki insan msn de ya da telefonda çoooook uzun konuşup ciddi anlamda baydıysa (not:Sakın yanlış anlaşılmasın herkese yapmıyorum dediğim gibi ciddi anlamda bayılmama neden olduysa çok uzatıp) ne mi diyorum: "Ya ksr bakma kapatmak zorundayım annemler çağırıyo yemek yicekmişiz"
Oh be rahatladım valla günah çıkarttım bi bakıma:))
Ben deeee Ezgi'yi, Figen'i ve Gaye'yi mimliyorum.
13 Ağustos 2007 Pazartesi
11 Ağustos 2007 Cumartesi
9 Ağustos 2007 Perşembe
Elveda...
Bu yıl aldığım yıllık iznim lanetlendi galiba. Önce dedem rahatsızlandı, annem onun yanına gidince tatil planlarımız suya düştü. Tatilimin ilk haftasını evde yalnız geçirdim böylece. Sonra şükürler olsun dedem iyileşti ve annem döndü. İkinci hafta her şey çok daha acı olacakmış meğer, nerden bilebilirdim.
Pazartesi günü sabah erkenden Akyaka’ya gittik. Her şey çok güzeldi. Kafamı dinleyip bu tatil çok iyi oldu diye düşünürken çarşamba günü öğleyin bir telefon geldi. Arayan apartmandan bir komşuydu. Yaklaşık 16 yıldır üst kat komşumuz olan çocukluktan beri çok yakın arkadaşım Yeşim’in evde ölü bulunduğunu söyledi telefondaki ses. İnanamadım önce biri şaka yapıyor olmalı diye düşündüm. Olamazdı çünkü hiçbir sebep yoktu ölmesi için, ne bir rahatsızlık, ne de başka bir şey.
O kadar çok şey paylaşmıştık ki biz Yeşimle. Son 2 yıldır pek görüşemesek de yeri hep ayrıydı ben de. Daha 10 gün önce falan msn de konuşmuştuk dışarı çıkalım diye bir akşam. Canım benim, en son akşam arkadaşıyla dışarı çıkmış, 11 gibi eve dönmüş. Ailesi yazlıktaydı ve yeni evlerine taşınalı daha 1 ay olmuştu. Hep diyodu zaten ben orda yalnız nasıl kalıcam çok ıssız bir yer diye. Sabah da komşuları tarafından yatağında ölü bulunmuş. Gizli kalp dediler. Yeşim ve gizli kalp. Hayat dolu, canlı arkadaşım Yeşim ve kalp. İnanamıyorum ben buna. İnsanlar saçma sapan şeyler için birbirini kırarken, her şeye kafamızı takarken, sorunlarımızı bu denli büyütürken 25 yaşında hayat dolu bir arkadaşımın başına gelenlere anlam veremiyorum. Kafam çok karışık şu anda. Bir taraftan hala tüm bunların gerçek olduğunu algılama sorunu yaşıyorum, bir taraftan da hayatın anlamını düşünüyorum. Annesinin perişan halini çektiği acıyı gördükten sonra benim acım o kadar ufak kalıyor ki tüm bunların yanında. Hep derler ya en büyük acıdır evlat acısı diye. Gerçekten de doğruymuş. En acısı da bugün evimizin önünden kalkan cenazesi oldu. Dünden beri yaşadıklarımı ve gördüklerimi ne kadar kelimelere döksem de o kadar yetersiz kalıyorlar ki. Şu ana kadar bir çok ölüm ve cenazeye şahit oldum ama bugünkü kadar acısını hiç yaşamamıştım. Umarım orda rahat uyuyorsundur canım arkadaşım. Artık bir çağrı attığımda kim balkona çıkıcak ve hadi dolaşalım dışarı çıkalım Yeşim diycem. Kim akşam zile basıp hadi kahve içelim Aydan diycek ve dertleşicez. Ben seni hep gülen yüzünle, saf kalbinle, şen kahkahanla ve o badem gözlerinle hatırlayacağım…
1 Ağustos 2007 Çarşamba
Ya hem benim, hem arkadaşlarımın aklı almadı bu işi. Aranızda var mı katılan bilmiyorum ama ben anlayamıyorum bu insanların aklından zoru mu var. Bu bir oyun falan değil bence, çok daha tehlikeli bir şey. Hatta arkadaşlarımdan birinin tanıdığı bir kızın burda sevgilisi falan varmış, gününün neredeyse yarısını bu oyun başında geçiriyormuş. Yurt dışında çok yaygın olan bu simulasyon Türkiye'de de bu aralar hayli ilgi çekiyormuş.
İNANAMIYORUM YA....
30 Temmuz 2007 Pazartesi
Sigarasız bir yaşam mı?

24 Temmuz 2007 Salı
KADINLAR NE İSTER?

Arkadaşlık: Kadınlar, olabilecek en iyi dostlara sahip olmak istiyor. Anlayışlı, dürüst, sadık, ağzı sıkı, her an yanlarında olan... Kesinlikle katılıyorum. Bir kadın için yanında onu dinleyecek arkadaşları, dostları olmazsa çok zorlaşır hayat. Oysa erkekler için bu bir zorunluluk değil.
Aile: Her ne kadar modern çağın kadınları bağımsızlığını ilan etmiş olsa da, en büyük hayalleri beyaz atlı prensiyle evlenip çocuk doğurmak. Çocuk da yaparız, kariyer de :)
Aşk: Bir kadının hayat karşısında yenilme ihtimalinin en yüksek olduğu alanlardan biri. Çünkü beklentilerin gerçekleşmesi sadece performansa değil karşımızdakinin inisiyatifine de bağlı. Özellikle de karşınızdaki ile farklı frekanslarda geziyorsanız, işiniz çok daha zor. Bir kadın kesinlikle aşkta kendine değer verildiğinin gösterilmesini ister. En mantıklı kadınlar bile aşık olduklarında romantikleşir bence....Neyse bu kısmı fazla uzattım galiba.
İş: Kadınlar kariyerlerinde olabilecek en üst seviyeye gelmeyi, çabalarının takdir görmesini ister. Tabiki de öyle. Biz kadınlar her işi olduğu gibi işimizi de mükemmel yaparız ve doğal olarak karşılığını görmek isteriz. Zekiyiz işte, bu kadar basit :)
18 Temmuz 2007 Çarşamba
Yorgun ama mutlu:( :)

15 Temmuz 2007 Pazar
Bon Jovi - Its My Life
Ya ben çok SAFIM, ya da bazı insanlar tahmin edemeyeceğim ve hiç bir fikrim olmayacak kadar kötü ve çamura bulanmış. Eğer birinci seçenek doğruysa, iyi ki böyleyim, iyi ki görmüyorum bazı şeyleri...İkinci seçenek doğruysa eğer, iyi ki çevremde iyi insanlar var, iyi ki diğerlerinin iğrenç dünyasına bulaşmamışız....
İYİ Kİ VARIM, İYİ Kİ BÖYLEYİMMMMMM.
İYİ Kİ BÖYLEYİZ :))))
13 Temmuz 2007 Cuma
Doktora tezini 36 yılda BİTİRMEK Mİ:(
59 yaşındaki May'in, 1970'li yıllarda Imperial London College'da fizik doktorasına başladığı, ancak müzik kariyerinin vaktinin çoğunu alması nedeniyle "Gezegenlerarası Toz" üzerine yazdığı tezini yarım bırakmak zorunda kaldığı kaydedildi. May, 30 yılı aşkın bir sürenin ardından, "geçen dokuz ay boyunca tezini bitirebilmek için, 1971 ile 1974 yılları arasında tuttuğu notlar üzerinde bir köle gibi çalıştığını" söyledi.
(milliyet.com.tr)
Darısı benim başıma olmaz işallahhhhh...
7 Temmuz 2007 Cumartesi
ederlezi avela, time of the gypsies
Bu şarkıyı defalarca dinlesem de bıkmam herhalde. Her defasında hüzünlendiriyor beni. Ama kendim için bir hüzün olmuyor, başklarının acıları, aşkları, ayrılıkları için hüzünleniyorum ben bu şarkıda.
6 Temmuz 2007 Cuma
Yüksek yüksek tepelere...

29 Haziran 2007 Cuma
Ağustos böceği misali

23 Haziran 2007 Cumartesi
Bugün okuduğum bir haberden çok etkilendim.20 Haziran 2007 Çarşamba
17 Haziran 2007 Pazar
Drama resimlerim 2 :)
16 Haziran 2007 Cumartesi
Yaratıcı Drama



9 Haziran 2007 Cumartesi
LOST
Kate süper bir kadın. Hem zeki, hem güzel.
Jack veya Sawyer çoğu kişinin favorisi. Jack fazla iyi, kötü karakterler her zaman daha çok ilgimi çeker. Sawyer'i tercih ederim. Zaten onun kötülüklerinin altında da iyi biri gizli.


Amaaaaa benim favorim Charlie. Çok seviyorum onuuuuu...
Lost'taki olaylar her geçen gün daha da heyecanla bağlıyor beni bu diziye...
2 Haziran 2007 Cumartesi
TATİL İSTİYORUMMMM!
Gökova- Azmak deresi. Balık yemeniz şiddetle tavsiye edilir burada. Halil'in Yerinde özellikle.
Muğla'ya kongreye gittiğimizde 3. gün kaçıp Akyaka'ya gitmiştik.
Geçen yıl çektiğim bir kaç resimle şimdilik tatil özlemimi gidererek tatil planlarımı biraz daha erteleyecek gibi görünüyorum:(
1 Haziran 2007 Cuma
Maroon 5'i keşfettim:)

Ezgi'nin tavsiyesiyle bugün Maroon 5'in bir sürü şarkısını indirdim. Daha önce hiç duymamıştım bu grubu. Şarkılarını dinleyince ne çok şey kaçrdığımı farkettim. Özellikle bir kaç parça süper: "This Love" , bir de "Harder to Breathe" . Ha bir de "Love Actually" filminin soundtracklarından "Sweetest Goodbye" şarkısı da bu gruba aitmiş. Geçen hafta da yeni albümleri çıkmış bu grubun. Bilginize sunulur:)
25 Mayıs 2007 Cuma
21 Mayıs 2007 Pazartesi
19 Mayıs 2007 Cumartesi
Başlangıç
Asıl konuya gelecek olursam, az önce aklımdan şunlar geçti. 28 yaşındayım ve her gün her saat yeni bir şeyler öğreniyorum hayattan, deneyimlerimden. Bazen çok acı sonuçlara mal olabiliyor, mutsuz olabiliyorum çok. Ama fark ettim ki yaşadığım her tecrübe bana bir şey katıyor, kendimi geliştirmemi sağlıyor, insanlara bakış açımı değiştiriyor. Galiba insan düşmeden yürümeyi öğrenemiyor, kaybetmezse hiç kazandığı zaman farkında olamıyor kazançlarının. Yavaş yavaş kalkmayı öğrenmeye başladığımı hissediyorum ben de bugün. Keşfediyorum kendimi ve bu süreci bazen mutlu, umutlu; bazen tam tersi duygularla sancılı geçiriyorum. Kafam karışıyor çünkü öğrendiklerim ve kendime yönelik yaptığım özeleştiriler ve hatalarım karşısında. Sonuçları ağır da olsa bir yerden başladım ben...
Perfect Strangers, özledim onları
Geçenlerde Larry ve Balki'yi hatırladım. Ne güzel bir diziydi.Balki Bartokomus'un köyünden kuzeni Larry'nin yanına göç etmesiyle hikaye başlamıştı. Resimdeki hostes sevgilileri de aynı apartmandalardı. En bayıldığım şey de Balki ile Larry'nin mutluluk dansıydı. Bir de şu kelimeleri vardı:Komik olma kuzeeeeen
Saçmalama kuzeeen...
13 Mayıs 2007 Pazar
10 Mayıs 2007 Perşembe
Artık...

6 Mayıs 2007 Pazar
...
5 Mayıs 2007 Cumartesi
AVARA
anımsıyor musun?
bir çetemiz vardı: Vahşi Siyah Atlar
1 Mayıs 2007 Salı
Nedensiz bir suskunluk sadece bu...
30 Nisan 2007 Pazartesi
Ankara'dakinden sonra dün İstanbul Çağlayan'daki mitingteki muhteşem kalabalık umarım gerekli mesajı gerekli yerlere vermiştir. Bu ülkenin cumhuriyetten ve laiklikten kolay kolay vazgeçmeyeceğini anlamışlardır umarım bazıları...."Efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz. En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır." (M. Kemal Atatürk)







