

Bütün gün sınav görevim vardı. Sürekli ayakta durmaktan bitkin bir şekilde eve gelip bir de üstüne sınav kağıdı okudum. O kadar yorgunum ki...
Bu yorgunluğun üstüne duş alıp kendime güzel bir kahve hazırladım. En büyük keyiflerimden birini yapıp uzanarak kitap okuycam şimdi. İki gün önce kitap okuma krizim tuttuğu bir sırada (daha doğrusu Suna akşamları yatmadan mutlaka kitap okuyorum diye öyle bi anlattı ki akşam evde canım istedi resmen benim de:) ) evdeki kitapları şöyle bir kurcaladım. "Bir Dinazorun Gezileri" ni buldum.Şimdi onu okuyorum bir kaç gündür akşamları. İlk sayfadaki şu paragrafı paylaşmak istedim:
"Bunca felaket, zulüm ve haksızlıkla dolu bir dünyada köpekler gibi mutsuz olmanın kolaylığını bildiğim için, mutsuzluklarıyla övünenlere fena halde bozulurum. Mutsuz olmak bir marifet değildir..."
Sizin de çevrenizde vardır mutlaka böyle insanlar. Hep onlar çok çekmiştir, haksızlıklara uğramştır. Feleğin sillesinden geçmişlerdir yani. Hep şikayet ederler. Her söylediğinize bir cevapları vardır. O da bir şey mi sen benim yaşadıklarımı yaşasan bi diye. Tamam kardeşim çok acı çekmiş olabilirsin ama benim derdim de bana göre büyüktür. Sen çok daha fazlasını çekiyosun (ya da öyle gösteriyosun) diye hep senin dertlerinden bahsedip biz çok mutluyuz falan mı dememiz gerek. sürekli onlardan bahsedip yazık vah vah falan dediğimiz zaman egoları şişiyor böyle insanların. Ay nerden aklıma geldiyse şimdi bunlar. Yanlış anlaşılmasın bugün bir olay falan yaşamadım böyle. Sadece kitaptaki cümleleri okuyunca yazasım geldi. Neyse ben kahve kitap keyfime geri döneyim...
4 yorum:
Gaye'nin bloğunda kelimeler köşesi vardı ya; orda "yaşam ukalası" diye bir kelime bulmuştuk. Anlattığın insanların bazı tiplerinde bir de bu özellik var bence; hayatın kitabını yazmış ve herşeye vakıf olmuş bir yüz ifadesiyle sen sefil bir fareymişsindir de, yaşamın anlamsızmış, herşeyleri onlar yaşamış yutmuş gibi konuşuverirler fütursuzca suratına...Bence kahve keyfine devam etmekle iyi yapmışsın, ben de böyle insanlarla karşılaşınca, sahip olduğum mutlulukları düşünür ve onlara üzülürüm. Sonra da eser geçer kelimeler.(suna)
Gece 2 gibi hala uyanıkken bişeyler yazacaktım aslında feleğin sillesinden geçmiş, hep şikayet eden insanlarla ilgili ama sonra vazgeçtim :D
Sen aldırma böylelerine, çok var onlardan... Herkesin derdi kendine büyük.
Çok sevsem de yaz sıcağında çok gitmiyor kahve, klimalı ortamlar hariç :)
Ve evet, mutsuz olmak bir marifet değildir hakkaten.
Her insan için acılar ve mutluluklar farklı anlamlar ifade eder. Aynı olayı iki insan aynı şekilde yaşasalar bile olaylara yükledikleri anlam ve etkilenme dereceleri birbirinden çok farklıdır...Sürekli kendinden ve kendi sorunlarından bahseden insanlarla birlikte olmak insanı çoğu zaman yıpratıyor ve o kişilerden ister istemez uzaklaşmasına neden oluyor; elbette ki iyi gün dostu değiliz ama karşımızda ki insanlar için büyük ya da küçük bizim sorunlarımızında önemli olduğunu bilmek hakkımız diye düşünüyorum...
Aynen!
Bloğuma gelmişsin ben iade-i ziyaret yapayım derken bu yazını okudum :) Görüşlerine yüzde yüz katılıyor ve bu konuda babamın verdiği bir örneği veriyorum. Herkes ölmüş ve öbür dünyaya gidilmiş. Dertler tasalar satışa çıkartılmış, sonra ne olmuş? Herkes kendininkini almış geri. Yani, hepimizin kendine göredir derdi, tasa yarıştırmak, güzellik yarıştırmak, hangimiz en acıların insanıyız demek...
Hep, yarışmaya odaklanmış tipler vardır ya, işte benim de gelemediğim şeylerden biri. Sidik yarıştıran kısmısı, çocuğunu " Bakkk onunki ne kadar güzel sen bir halt beceremiyorsun." veya tam tersi " Senin yaptığın gibi kimse beceremez, sen en iyisisin." şeklinde yetiştiren kısmısı...
Neyse, geldim gördüm okudum, şimdilik gidiyorum :)
Yorum Gönder