Balkondaydım. Her akşam hiç sektirmeden yaptığım gibi yarım saate yakın oturup akşam sigaramı içtim. Geceleri artık serin oluyor. Yıllardır aynı balkonda, aynı gökyüzünü, aynı yıldızları ve aynı ağacı seyrederek içtiğim akşam sigaram. Yaklaşık 17 yıl önce buraya taşınmamıza bir kaç gün kala son tadilat işleri için gelmiştik. Fırtına ve yağmur...Gene aynı balkonda ve aynı yerimde o ağaca uzun uzun bakmıştım. 17 yılda çok şey değişti. Ama ağaç hala orada ve dimdik duruyor. Daha ne kadar aynı yerde oturup aynı ağacı izliycem, kimbilir....27 Eylül 2007 Perşembe
ağaç
Balkondaydım. Her akşam hiç sektirmeden yaptığım gibi yarım saate yakın oturup akşam sigaramı içtim. Geceleri artık serin oluyor. Yıllardır aynı balkonda, aynı gökyüzünü, aynı yıldızları ve aynı ağacı seyrederek içtiğim akşam sigaram. Yaklaşık 17 yıl önce buraya taşınmamıza bir kaç gün kala son tadilat işleri için gelmiştik. Fırtına ve yağmur...Gene aynı balkonda ve aynı yerimde o ağaca uzun uzun bakmıştım. 17 yılda çok şey değişti. Ama ağaç hala orada ve dimdik duruyor. Daha ne kadar aynı yerde oturup aynı ağacı izliycem, kimbilir....
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
7 yorum:
aynı değil, ne baktığın ağaç, ne de gökyüzü..içinin yıldızları kimbilir kaç defa parlayıp söndü; hayat -belki de- hepimizin yürüdüğü ortak bir yol ancak; dekor da yolcular da hancılar da farklı..değişen bir sürü şey olsa da balkon keyfinin tadı hiç değişmez umarım:) (suna)
dün, muhtemelen senin bu yazıyı yazdığın saatlerde; ben de kendi kendime bir şeyler yazıp bilgisayarıma kaydetmiştim. Bir kişiyi hayal ettim, pencereden bakan:)işte dün yazdığım:
"Küçük penceresinde kocaman dünyaya açılışını inceledi günün, orada sonsuza kadar oturabilirdi. Dünya…. Hey dünya, bir an böyle takılıp kalsan bu ana, bu durumda asılı kalsan onunla birlikte…
Her gün bu gün olsa, mutfakta ocaktaki çayın ---tısssss--- sesi içinde meditasyon yapar gibi…. Olmaz ki gönlün durmaz ki…. İster herhalde başka şeyler. Şeylerin özlemini çeker, yaşadıklarının gördüklerinin, duyduklarının hep bir fazlasını çeker için…. O yüzden olmaz ki işte… Öylece duramaz bir an.
Bi arkadaşı öğretmişti. Bak, soldan itibaren yavaşça bakmaya başla karşına, soldannnnn sağaaaaaa doğru….. Yavaşça bak. Dünya ne kadar büyük değil mi …. Evet büyüktü; bu küçücük pencereden bile mutlak bir şeyler sızar içeri.
Bu pencereden bile görebiliyordu gelen geçenin hayat telaşını, çırpınışlarını. Hatırlatmak ister gibi ona hala yaşadığını….. Hayatla bir anlaşma yapmak mümkün mü acaba, ya da bir anlaşma yaparak marazlı kalmamanın bir yolu var mıydı?
Ne Suna'nın ne de Gaye'nin ki kadar etkili olabilir yazdıklarım. Ama o ağaç bana başka bir ağacı hatırlattı çocukluğumun en mutlu günlerinden kalan...Dedemlerin evinin karşısında bir park vardı, miladı benim miladıma dayanan. Ağaçları minicikti ben minicikken. Beraber büyüdük, beraber yaşlandık o parkla. Otuzuna bir iki basamak kalmış bir park oldu şimdi hallicesinden. Ağaçları büyüdü,serpildi ama benim o parka olan sevgim hiç değişmedi. Çocukken içinde bisiklet bindiğim parkım artık gölgelikleriyle yaşlılara, kuytuluklarıyla sevgililere mekan oluyor. Sallanırken ayaklarımı değirmeye çalıştığım "Bağ bağ" ağacım artık daha ulu gölgeler sunuyor yeni yetme çocuklara. Artık daha başka hazlar duyuyorum odamın penceresinden baktığımda ağacıma...
11 senedir aynı binayı seyretmekten daha iyidir.
Sanırım sorun ağaç değil...17 yıldır aynı ağacı, aynı şekilde izliyor olmak; yani 17 yılda sende değişmediğini ama değişmesini istediğin şeyler;ağacın sana hatırlattıkları...aman öyle işte Aydan :)
*Suna, Aimge, Ezop, Figen
İyi varsınız dostlarım:)
*Sailor
Haklısın Sailor tabi ki bina yerine ağacı syretmek çok daha iyi. Ama Figen'in de söylediği gibi sorun ağaç değil:)
himmm.. bende yanlis anlamamisim o zaman ama yinede o agaci seyretmek 11 senedir ayni binayi seyretmekten daha iyi oldugunu dusunuyorum:)) (:efenim ilk yorumumda oldugu gibi burda da kastedilen durum sudur ki benimde hayatimda degistirmek istedigim durumlar var ama agac yerine cirkin bir bina var. yani anliyorum derdini hesabi:)
Yorum Gönder