Bu bölüme koyduğum fotoğrafı ortak arkadaşlarımızın ricası üzerine saygı duyarak kaldırıyorum.
Bu yıl aldığım yıllık iznim lanetlendi galiba. Önce dedem rahatsızlandı, annem onun yanına gidince tatil planlarımız suya düştü. Tatilimin ilk haftasını evde yalnız geçirdim böylece. Sonra şükürler olsun dedem iyileşti ve annem döndü. İkinci hafta her şey çok daha acı olacakmış meğer, nerden bilebilirdim.
Pazartesi günü sabah erkenden Akyaka’ya gittik. Her şey çok güzeldi. Kafamı dinleyip bu tatil çok iyi oldu diye düşünürken çarşamba günü öğleyin bir telefon geldi. Arayan apartmandan bir komşuydu. Yaklaşık 16 yıldır üst kat komşumuz olan çocukluktan beri çok yakın arkadaşım Yeşim’in evde ölü bulunduğunu söyledi telefondaki ses. İnanamadım önce biri şaka yapıyor olmalı diye düşündüm. Olamazdı çünkü hiçbir sebep yoktu ölmesi için, ne bir rahatsızlık, ne de başka bir şey.
O kadar çok şey paylaşmıştık ki biz Yeşimle. Son 2 yıldır pek görüşemesek de yeri hep ayrıydı ben de. Daha 10 gün önce falan msn de konuşmuştuk dışarı çıkalım diye bir akşam. Canım benim, en son akşam arkadaşıyla dışarı çıkmış, 11 gibi eve dönmüş. Ailesi yazlıktaydı ve yeni evlerine taşınalı daha 1 ay olmuştu. Hep diyodu zaten ben orda yalnız nasıl kalıcam çok ıssız bir yer diye. Sabah da komşuları tarafından yatağında ölü bulunmuş. Gizli kalp dediler. Yeşim ve gizli kalp. Hayat dolu, canlı arkadaşım Yeşim ve kalp. İnanamıyorum ben buna. İnsanlar saçma sapan şeyler için birbirini kırarken, her şeye kafamızı takarken, sorunlarımızı bu denli büyütürken 25 yaşında hayat dolu bir arkadaşımın başına gelenlere anlam veremiyorum. Kafam çok karışık şu anda. Bir taraftan hala tüm bunların gerçek olduğunu algılama sorunu yaşıyorum, bir taraftan da hayatın anlamını düşünüyorum. Annesinin perişan halini çektiği acıyı gördükten sonra benim acım o kadar ufak kalıyor ki tüm bunların yanında. Hep derler ya en büyük acıdır evlat acısı diye. Gerçekten de doğruymuş. En acısı da bugün evimizin önünden kalkan cenazesi oldu. Dünden beri yaşadıklarımı ve gördüklerimi ne kadar kelimelere döksem de o kadar yetersiz kalıyorlar ki. Şu ana kadar bir çok ölüm ve cenazeye şahit oldum ama bugünkü kadar acısını hiç yaşamamıştım. Umarım orda rahat uyuyorsundur canım arkadaşım. Artık bir çağrı attığımda kim balkona çıkıcak ve hadi dolaşalım dışarı çıkalım Yeşim diycem. Kim akşam zile basıp hadi kahve içelim Aydan diycek ve dertleşicez. Ben seni hep gülen yüzünle, saf kalbinle, şen kahkahanla ve o badem gözlerinle hatırlayacağım…
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
5 yorum:
Başınız sağolsun! >:-(
Gerçekten kötü olmuş Aydan...
Allah rahmet eylesin, ne denebilir ki. En başta ailesine, sonra da sevenlerine sabır diyorum başka bişey diyemiyorum.
Babam da kalpten ölmüştü.
İnsan ölümü kabullenmekte zorlanıyor, özellikle de sevdiklerimiz sanki hiç ölmeyeceklermiş gibi geliyor.
nereye, nasıl gidileceği ve ne zaman dönüleceği hakkında tek kelime bile konuşılmamış yolculuklar vardır.günün birinde yakınımızdan biri usulca toplayıp kendini, çıkıverir böyle bir yolculuğa. teselli birlikte çıkılan yolculuklardan hatırlananlar ve hala yanıbaşımızda bulunan dostlarla birlikte gidilip dönülebilecek yolculukların olması ihtimali olur.
Hepinize teşekkür ederim arkadaşlar.Galiba biraz kendime geliyorum. Zaman geçtikçe insan ilk şoku atlatıp hayatın devam ettiğini idrak edebiliyor biraz daha. Çünkü yaşamak zorundayız. En zoru sanırım ailesi için. Allah onlara sabır versin...
İnanması, kanullenmesi zor oluyor. Hele ki o kişi senin en yakınında ve ölümü konduramayacağın bir yaştaysa. Çünkü daha yaşanacak, paylaşılacak çok şey vardır. gidenin ardından yas tutulur, bu yas ölümü anlamlandırmak için gerekli bir süreçtir. Yastan çıkmak artık onun başka bir aleme farklı dünyalara gittiğini, onsuzken de seninle olduğunu kabul etmektir.
Yorum Gönder